6 Ağustos 2015 Perşembe

"Yanılsama"

İnsanın görmek istemediğini görmemesi aptallık mı? Yoksa aklımız kendimizi dahi kandıracak kadar kuvvetli mi? Ya da tüm bunlar muazzam bir yanılsama.

Bazı şeyler tam da kalbimizin fısıldadığı gibi olsun diye gözümüz bir perde indiriyor hayatımıza. Görmek istediklerimiz, duymak istediklerimiz, yaşamak istediklerimiz.. Sımsıkı bağlanıp hep kendi kalıbımıza sığdırmaya çalışıyoruz olanı biteni. Çünkü öylesi uçuruyor kalbimizin kuşlarını, gerçekte olan değil. Düştükçe kalkmak, kırıldıkça yamalanmak hep bundan. Hem de en hızlısından. Peki aslında hiç de güzel olmayan tüm o şeyleri insan nasıl da güzelmişçesine sahiplenebiliyor? Hangi duygunun esiri oluyoruz böyle? Başkalarını bırak kendini bile kandırabilecek kadar güçlü olan nedir? Ben bulamıyorum yanıtını. Bazı duygular ve bağlılıklar insanı olduğu yere çivileyiveriyor. Siz başka, kararlarınız başka, tavırlarınız başka, sesiniz bile başka belki. Ama bakış açınız aynı. En zor kısmı da bu sanırım. Her şeyi bilip, farkında olup -mış gibi yapmak.Çok şey öğreniyor insan bir de. Sanki o zamana kadarki tüm defterler bir yandan temize çekiliyor. Hiç sorgulayamadığın sanılan bu dönemde kendinle tanışıyorsun. Çünkü dışın başka, için başka. İçinde bir sen varsın kendinle, başbaşa. Dökülen tüm kelimeler sekmeden sana deyiyor. Akıl susmaya özenli ama kalp duymadan edemiyor. Tuhaf bir his. İçindeki sen, dışındaki sen'e baktığında koşarak gitmek istiyor ama ayaklarında prangalar, dilin ise lal olmuş. Belki de biliyor insan. İçindeki, dışındakine ulaşabildiğinde tüm gemiler yanar. Durduran her neyse -sevgi, bağlılık, aşk- körelecek bir gün. Belki kendi ipini çekmiş olacaksın, belki de boğazındaki düğümü çözmüş. İyi ki'lere gölge düşürüyorsa keşke'ler neden'ler ve anlamı bilinmeyen sıkıntılar, kalbi kıran öfkeler sizi mutluluktan çok mutsuzluğa sürüklüyorsa.. 


Alarm çalıyor demektir.


İçiniz, dışınıza denk hatta tam da içinize denk sebepleriniz olsun güzel bir hayat için. 


Sesinizin titremesi kalbine dokunanlar olsun etrafınızda. 


Bazı rüyalardan uyanmak acıtır ama rüya olduğunu bilerek devam etmekten daha az acıtır.


3 yorum:

  1. Hayat o kadar acımasız ki,insanı insan yapan gerçek değerlerini,kendine özgün duygularını, içinde en derinde bir kenara itiyor, ona ait olmayan bir rol biçiyor ve hayat boyu o role hapsediyor.Rolün gerektirdiği tavrı takındırıyor, ait olmadığı ortamlara sokuyor,ruhuna hitap etmeyen insanlarla birlikte olmasına sebep oluyor.Belki de bu yüzdendir ki rüyalardaki mutluluk o kadar saf ki uyanmak acı verse de tekrar aynı rüyayı görmeyi ummak insanı hayata bağlıyor, çünkü yapmacıklıktan kurtulup sadece rüyalarda kendini buluyor... umarım bir gün rüyalardaki mutluluklar gerçek olur ve uyanınca da acılar yerini mutluluk ve huzura bırakır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsan kendinde eksik kalan yanlarını tamamlamak üzere birkaç şey hayal ediveriyor. Sonra da onları ete kemiğe büründürüyor geçtiği yollarda rastladıklarıyla. Dönüp dolaşıp yol kendimize çıkıyor aslında. Kısır döngü. Mutluluğu kovalayan bir mutsuzluk hikayesine dönüşüyor. Yok mu mutlu sonlu hikayeler? Elbet var. Rüyalar ne için var :) Ya da dediğiniz gibi umarım bir gün rüyalardaki mutluluklar gerçek olur ve uyanınca da acılar yerini mutluluk ve huzura bırakır. Sevgiler..

      Sil
    2. Evet Rüyalar ne için var :) teşekkürler cevap için, mutluluklar ve esenlikler dilerim :)

      Sil